"Seks İçgüdüleri"

Seninle Üç Dakika

1979 - 2. Bölüm

Final Final Final



Yarı finale kalan şarkıların belli olmasının üzerinden henüz birkaç gün geçmişti ki, finalist ekipler kendilerini İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka Stüdyolarında buldular. TRT dekoratörleri tarafından kısa sürede hazırlanan uzay dekoru önünde yapılan çekimlerde finalistler şarkılarını “playback” yaparak seslendirdiler. Çekimler üç gün içerisinde tamamlandı ve böylece 14 şarkı, halkın önüne çıkmaya hazır hale getirildi.




Yarı finali sunma görevi Ankara Radyosu spikerlerinden Elçin Temel’e verilmişti. Yakın bir tarihte televizyonun hafta sonu kuşak programlarında da sunuculuk yapan Temel, seyircinin tanıdığı bir yüzdü.  


Çekimlerde kullanılan “playback”ler, ilk elemelere gönderilen kayıtlardı. Zaten finalistlerin yeniden kayıt yapacak zamanları da yoktu. Ne var ki bu durum kimi ekiplerdeki değişiklikler nedeniyle sorun yaratacaktı.


Selçuk Sun’un bestesi “Evren ve Biz” yapılan ilk açıklamaya göre Sibel Sun ve Vokal Ankara topluluğu tarafından seslendirilmişti. Oysa çekimlerde basın mensupları Sibel Sun’u görememişlerdi. Şarkının kaydında Sibel Sun’un da sesi olmasına rağmen kamera karşısına sadece Melih Seskır, Nedim Sönmez, Gülçin Tokatlıoğlu ve Ferhan Uğural’dan oluşan Vokal Ankara geçmişti. Beklenen açıklama, şarkının bestecisi Selçuk Sun’dan geldi. Selçuk Sun, Ankara Devlet Konservatuarında öğrenci olan kızı için okuldan gerekli iznin alınamadığını ve Sibel Sun’un bu nedenle yarışmadan çekildiğini söyleyecekti. 


Benzer bir durum da “Burçlar” adlı şarkının ekibinde yaşanacaktı. Ekibin üç solistinden biri olan Serap Tezcan, Sibel Sun gibi okulundan değil ama annesinden izin alamadığı için yarışmadan çekilmişti. Bu nedenle, parçanın bestecisi Behiç Altındağ, çekimlere Arzu Özkaraman (Ece)’ı getirmişti. Kayıttaki ses Serap Tezcan’a ait olsa bile kamera karşısına Arzu Özkaraman geçecek, böylece bir solistin eksikliği fark edilmeyecekti. Ne var ki TRT yönetimi buna izin vermemiş ve Füsun - Behiç Altındağ mecburen ikili olarak çekime girmiş, Arzu Özkaraman’ın kamera karşısına geçmek için yaptığı hazırlık da boşa gitmişti.


Çekimlere Saadet Sun, Işıl German, İlhan İrem, Çetin Alp ve Cantekin tek solist olarak katılıyorlardı. Buna karşın diğer ekipler bir hayli kalabalıktı. İki şarkıyla yarı finale kalan Kuzenler topluluğu Haluk ve Hilmi Ersezer kardeşlerin yanı sıra, iki kardeşin hakikaten kuzenleri olan Korkut Erbuğ’dan oluşuyordu. Elemelere 4 şarkı göndererek şanslarını artıran grup, iki şarkıyla birden yarı finale kalarak dikkatleri üzerine çekmişti. Müzikle amatör düzeyde ilgilenen üç genç, çekimler esnasında sempatik hareketleri ve neşeli tavırları basının ilgisinden kaçmayacaktı.


Baha Boduroğlu’nun müzik prodüksiyon firması Arı Yapım’ın ekibinden olan Serpil Eroymak, Gülgün İldem, Güzin Boduroğlu ve Ülker Aksu’dan oluşan İstanbul Şarkıcıları vokal grubuyla birlikte geçmişti kameralar karşısına. Aslında Eroymak da İstanbul Şarkıcıları grubunun bir elemanıydı ve grup da erkek şarkıcılar da vardı. Nitekim Boduroğlu grubun her elemanın ayrı birer solist olduğu ve diğerlerinin ona vokal yaptığı bir dolu şarkı ile katılmıştı elemelere. Bunlardan ikisi yarı finale kalmıştı. “Senden Aşk Dilenmiyorum ki” o iki şarkıdan biriydi. Şarkının solisti Serpil Eroymak, Arı Yapım’ın “Disko-Fasıl” türü plaklarında vokal yapmış, reklam cıngılları seslendirmiş, ancak o güne dek tek başına bir solist olarak hiç şarkıcılık deneyimi yaşamamıştı.  


Arı Yapım’ın diğer finalist şarkısı “Al Götür Beni de”yi ise Ercan Turgut seslendiriyordu. Ercan Turgut’a vokalde Fikret Aslan eşlik ediyor, Grup Stüdyo elemanları ise Murat Malhasoğlu, Jilber Malhasoğlu, Ertan Altınkaya ve Renato Fedi’den oluşuyordu.

Ercan Turgut

Finale kalan şarkılar arasında en çok tartışma yaratan şarkı olan “İlyada” yı Nur ve Ergüder Yoldaş çifti seslendirirken Golden Horn adı verilmiş vokal grubunda Gönül Bahtiyar, Gülgez Duro, Süha Yıldız ve Ali Tahirgil adlı konservatuar öğrencileri ile konservatuar şan bölümü mezunu Ahmet Soysal yer alıyordu. Parçanın bestecisi Ergüder Yoldaş, yarı finale kaldığı haberini alınca bir açıklama yapmış ve şarkının aslında Lufthansa Hava Yolları için hazırlanan otuz dakikalık İlyada destanının bir parçası olduğunu anlatmıştı. Hayata geçirilemeyen bu projeden ortaya çıkan şarkının müzik çevrelerinde eleştirilme sebeplerinden biri zaten bir müzik parçasından çok bir epik tiyatro havası taşıması idi. Ergüder Yoldaş’ınsa bu konuda savunması açık ve netti: “Ülkenin koşulları belli. Dünyaya kendimizi tanıtmak zorundayız. Ve bunu aşk şarkılarıyla yapamayız.”

Nur Yoldaş

Beyaz Kelebekler topluluğu dedikoduların aksine, yarışma şartnamesine uygun olarak 6 kişilik bir ekiple kamera karşısına geçti. Bülent Ortaç, Yavuz Bizimege, Gürhan Nafiz Tarako, Ercüment Ateş ve Ender Akacan’dan oluşan topluluğun solisti Semra İleten’di. Grup üyeleri artık alameti farikaları haline gelmiş bir örnek kostümleri ve kendilerine özgü danslarıyla yıllardır alışılagelmiş Beyaz Kelebekler çizgisinden ayrılmadan finale kalmaya çalışacaklardı.


Finalist şarkılar, 22 Aralık 1978 akşamı ana haber bülteninden sonra televizyonda yayınlanmaya başladı. Ekran başındaki herkes gibi finalistler de evlerinde, oturdukları yerde öğreneceklerdi sonucu. 14 şarkı, jürinin verdiği kararla o gece 6’ya indirilecek, kimileri elenecek, kimileri finale kalacaktı.


Yarışmayı ilgi ve merakla takip edip, 20 Aralık günü Hürriyet gazetesinde yayımlanan “Fazla Umutlanmayın” başlıklı haberi okuyanlar, finalist parçaları bir şekilde önceden dinlemeyi başaran Yavuz Gökmen’in yorumları sayesinde şarkılar hakkında bir ön fikir sahibi olacaklardı. 



İlk sırada ekrana gelen “Al Götür Beni de” adlı şarkı için Yavuz Gökmen şu yorumu yapmıştı:

“Temiz bir parça. Ancak oldukça çok görülen türde. Tüm nitelikleri ile vasatın üstüne çıkamıyor. Teşvik amacıyla yarı finale bırakıldı. Jüriden en az puan alan şarkılardan biri. Finale kalabilir mi? Hayır.”


O gece ülkedeki herkes gibi müzik dünyasının önemli isimleri de ekran başındaydı. Elemelere katılmayacağını daha en başından açıklayan Melih Kibar ve o günlerde Kibar’la birlikte çalışan Erol Evgin ve Seyyal Taner bunlar arasındaydı. Bu üç isim yarı finali profesyonel gözüyle izleyecek ve üç gün sonra yayımlanacak TV’de 7 Gün dergisi için her bir şarkıya yıldız vereceklerdi. 



Üç profesyonel isim “Al Götür Beni de” adlı şarkıya dört üzerinden üç yıldız vermişler ve değerlendirmelerine “Bu parça Türkiye’yi temsil edebilecek en iyi parça,” notunu düşmüşlerdi.  


Benzer bir şekilde Hafta Sonu gazetesinin kurduğu profesyonel jüride ise Ajda Pekkan, Onno Tunç ve bir yıl önceki yarışmanın jüri üyelerinden Önder Bali vardı. Gazetenin ofisinde bir araya gelen üç ismin “Al Götür Beni de” adlı şarkı için ayrı ayrı beyan ettikleri fikirleri şöyleydi:

Ajda Pekkan: “Günümüz müziğinden hayli uzak. Vokaller yeterli değil. Vasat bir parça.”

Onno Tunç: “Armoni hataları var. Eurovision için zayıf kalmış.”

Önder Bali: “Dans müziği parçasını andırıyor. Şarkıcı ve vokaller kötü. İkinci solist kukla olmaktan öteye gidememiş.”


İkinci sırada ekrana gelen “Mutluluk Oyunu” adlı parça için Yavuz Gökmen’in yorumu şöyleydi:

“Zayıf bir orkestra girişi var. Serpil Barlas’ın geçen seneki parçasını andırıyor. Ancak onun kıvrak örgüsü yok. Solist yetersiz kalıyor. Parça genel anlamıyla zayıf. Finale kalabilir mi? Hayır.”


Bu parçaya TV’de 7 Gün dergisi jürisi bir yıldız verirken, Hafta Sonu jürisi ise şu yorumları yapacaktı:

Ajda Pekkan: “Bir şeyler yapmaya çalışmışlar ama şarkıcının yorumu kötü.”

Onno Tunç: “Solist korkunç denecek kadar yetersiz kalmış. Düzenleme daha iyi olabilirdi. Herhalde Eurovision’luk bir parça değil.”

Önder Bali: “Şarkıcı devamlı tiz söylüyor. Müzik basit. Orkestrada ise anlaşma yok.”


Üçüncü sırada “Yaşa Sen de” adlı parça vardı. Bu parça için Yavuz Gökmen, Hürriyet gazetesindeki yazısında şu cümleleri kullanmıştı:

“Beyaz Kelebekler bu parçada iyiler. Solist değişimi halinde Eurovision formlarına tam uygun. Vokalle başlıyor. Vurmalılar ve orkestra canlı. Finale kalabilir mi? Büyük ihtimalle kalır.”


“Yaşa Sen de”, TV’de 7 Gün dergisi jürisinden iki yıldız almıştı. Hafta Sonu jürisinin parça hakkındaki fikirleri ise şöyleydi:

Ajda Pekkan: “Şarkı fena değil ama Eurovision’da bizi temsil edemez. Beyaz Kelebekler’in de alışılagelmişin aksine, şovları zayıf kalıyor.”

Onno Tunç: “Topluluk hem şarkı hem de görüntü olarak gazino havasından kendini kurtaramamış. Parça, yarışma niteliğinden uzak.”

Önder Bali: “Yeterli bir parça değil. Vokaller tümüyle detone. Solistin de hayli yorgun bir sesi var.”


“Bir Gün” adlı parça dördüncü sırada izleyici karşısına çıkmıştı. Parça için Yavuz Gökmen’in yorumu şöyleydi:

“İyi bir orkestra girişi. ‘Slow’ ve ritmi birleştirmiş. Ancak çok seslilik yetersiz. Söyleyiş monoton. Kuzenler’in yarı finale kalan diğer şarkısından daha iyi. Eurovision için ilkel. Jüri düşük puan verdi. Kadın vokal düşünülmüş. Finale kalabilir mi? Hayır.”


Aynı parça için TV’de 7 Gün dergisi jürisi iki yıldız vermiş, Hafta Sonu gazetesi jürisi ise şu yorumları yapmıştı:

Ajda Pekkan: “Parça kulakta kalmıyor. Grubun yorumu ise şöyle böyle.”

Onno Tunç: “Topluluk iyi niyetli bir çalışma yapmış. Fakat başarılı olamamışlar.”

Önder Bali: “Eurovision parçası olduğunu söylemek zor. Üç ses de zaman zaman iyi ama üçü de yetersiz.”


Beşinci sırada “Sevgilim” adlı parça vardı. Yavuz Gökmen bu parçayı şöyle değerlendirmişti:

“Bateri ile başlıyor. Klasik müzik formları yerleştirilmiş. Melodik yapısı çok iyi. Nefeslilerle mükemmele yaklaşıyor. Solistin daha iyi çalışması, çok iyi hazırlanması gerek. Ağır inişli Fransız parçaları gibi. Jüriden oybirliği aldı. Orkestrasyonu beğenildi. Aranjmanı da iyi. Finale kalabilir mi? Evet.”


“Sevgilim”, TV’de 7 Gün dergisi jürisinden ancak bir yıldız alabilirken, Hafta Sonu gazetesi jürisi şöyle düşünüyordu:

Ajda Pekkan: “Beste olarak vasatın üzerinde. Ama şarkıcı bestenin hakkını verememiş.”

Onno Tunç: “Şarkı dört dörtlük değil. Ancak diğerleri arasında en derli toplu olanı.”

Önder Bali: “Beste iyi de uluslararası festivallere gönderilecek nitelikte değil. Şarkıda biraz vokal olsaydı, daha fazla etki yapabilirdi.”       


Altıncı sırada ekrana gelen parça “Elveda” idi. Yavuz Gökmen, Hürriyet gazetesinde yayımlanan yazısında “Elveda”ya dair görüşleri şöyle özetliyordu:

“İyi kayıt. Esrarengiz bir havası var. Arada vurmalılar kendini gösteriyor. Piyanı sarıyor. Solistin sesi kalın ve tok. Özdemir Erdoğan ve Tanju Okan karışımı. Ancak parça tamamen bize özgü. Romantik yapılı parçada solist nedense çıkışlarda zayıf. Girişi çok ağır. Final fena değil. Finale kalabilir mi? Belki.”


TV’de 7 Gün dergisinin Melih Kibar, Erol Evgin ve Seyyal Taner’den kurulu jürisi “Elveda”ya iki yıldız verirken “Solist Çetin Alp’in çok kaliteli bir ses,” notunu düşecekti. Hafta Sonu gazetesi jürisi ise parça hakkındaki fikirlerini şu cümlelerle açıklayacaktı:

Ajda Pekkan: “Parça o kadar iyi olmadığı halde düzenlemesi dantel gibi işlenmiş. Şarkıcı parçanın hakkını veriyor.”

Onno Tunç: “Şarkı, 1960’ların müziğini hatırlatıyor. Çetin Alp, dans müziği şarkıcısı havasından kurtulamamış.”

Önder Bali: “Yılların şarkıcısı Çetin Alp bu parçada sesini neden bu kadar titretti, anlayamadım. Ondan daha güzel bir yorum beklenebilirdi. Şarkı, çekici olmaktan bir hayli uzak.”


“Ayrılmak Olmasa” yedinci sırada ekrana geldi. Yavuz Gökmen’in bu parçaya dair fikirleri şöyleydi:

“Cantekin Arefoğlu iyi başladı. Tantanalı bir giriş. Duygulu, Engelbert Humperdinck tarzını benimsemiş bir solist. Ancak monoton. Modülasyon gerekli. Melodik yapısı itibariyle jüriden iyi not aldı. Orkestra da çok iyi. Finale kalabilir mi? Belki.”


“Ayrılmak Olmasa”, TV’de 7 Gün dergisi jürisinden iki buçuk yıldız alırken Hafta Sonu gazetesi jürisinin yorumları ise şöyleydi:

Ajda Pekkan: “Kulakta kalmayan bir şarkı. Cantekin ise iyi söylemiş.”

Onno Tunç: “Parça iddiasız. Fakat icrası dikkati çekiyor.”

Önder Bali: “Şarkılarda vokallerin olmayışı şarkıların güzelliğini öldürüyor. Bu parçada da durum aynı.”


Sekizinci sırada merakla beklenen şarkılardan biri olan “Bir Yıldız” vardı. Yavuz Gökmen’in bu parça için yorumları şöyleydi:

“Çok romantik gitarlarla dolu bir giriş. Akordeon ve ağız armonikası da seçiliyor. Romantik bir napoliteni andıran parça çıkış bölümünde birden değişiyor ve Timur Selçuk tarzına kaçıyor. Ara bağlantıları, motifler arası geçişler çok iyi. Jüri bu parçayı oybirliği ile aldı. Finale kalabilir mi? Evet.”    

TV’de 7 Gün dergisi jürisi “Bir Yıldız”a iki yıldızı layık görürken Hafta Sonu gazetesi jürisi şu yorumları yapacaktı:

Ajda Pekkan: “Yarışma parçası değil ama şarkıcı hayli başarılı.”

Onno Tunç: “Belki fena bir şarkı değil. Ancak girişi ve finali yetersiz kalmış. Tipik bir ‘longplay’ parçası. Yarışmalarda bir şey yapamaz.”

Önder Bali: “Şarkının A bölümü iyi de, B bölümü tam tersi. Düzenlemesinin üzerinde daha çalışılması gerek.”


Dokuzuncu sırada “Senden Aşk Dilenmiyorum ki” adlı parça yer alıyordu. Parça hakkında Yavuz Gökmen şu cümleleri yazmıştı:

“Vurmalı ile başlıyor. Hemen solist giriyor. Solistin sesinin ince ve yumuşak oluşu parçanın karakterini değiştiriyor. François Hardy’nin eski şarkıları havası var. Ancak çok sevimli bir parça. Jüri bu parçada solist değişimini şart görüyor. Finale kalabilir mi? Solist değişirse kalır.”


“Senden Aşk Dilenmiyorum ki,” TV’de 7 Gün dergisi jürisinden iki yıldız alırken, Hafta Sonu gazetesi jürisi parça hakkında şöyle düşünüyordu:

Ajda Pekkan: “Parça çocuk şarkısı olmaktan öteye gidemiyor. Solist ve vokaller kötü.”

Onno Tunç: “Bu şarkı bana başka şarkılardan monte edilerek yapılmış gibi geldi. Hiçbir ilginç yanı yok.”

Önder Bali: “Finale nasıl kalabilmiş, doğrusu hayret ettim. Solist baştan aşağı detone söylüyor.”


“Burçlar”, onuncu sırada ekrana gelen şarkı oldu. Yavuz Gökmen’in parça ile ilgili fikirleri şöyleydi:

“Parçayı izleyince hemen Eurovision’luk diyorsunuz. Oynak giriş. Vurmalılar önde. Müzik iyi. Modern Avrupai müziğe dair yöneliş açıkça görülüyor. Jüri de bu parçaya iyi puan verdi. Oybirliği alan parçanın tek sakıncası 3 dakikadan uzun olması. Kısaltılması gerek. Finale kalabilir mi? Evet.”


“Burçlar”, TV’de 7 Gün dergisi jürisince üç yıldıza layık görülmüştü. Hafta Sonu gazetesi dergisi ise parça hakkında şu yorumları yapacaktı:

Ajda Pekkan: “Üzerinde biraz daha çalışılırsa iyi bir parça olabilir. Fakat bu haliyle bir hayli zayıf.

Onno Tunç: “Şarkının çok aceleye getirildiği belli oluyor. Solistin de sözleri anlaşılmıyor.”

Önder Bali: “Vasat bir şarkı. Orkestra ve düzenleme yetersiz.”


On birinci sırada “Seviyorum” adlı parça vardı. “Seviyorum” hakkında Yavuz Gökmen şu cümleleri kaleme alacaktı:

“Tertemiz bir müzikle başlıyor. Kovboy ritmini andıran giriş sonra dönüşüp folk, caz havalarına giriyor. Solist çok usta. Vokalle solistin uyuşması iyi. Melodi olarak güzel fakat aranjmanın zayıf olduğu jüri görüşü. Finale kalabilir mi? Belki.”


TV’de 7 Gün dergisi jürisi “Seviyorum”a üç yıldız verecek, Hafta Sonu gazetesi jürisi ise parçayı şu cümlelerle yorumlayacaktı:

Ajda Pekkan: “Kötü bir şarkı değil. Bir de şarkıcının üzerindeki ürkekliği atması gerek.”

Onno Tunç: “Finale kalan amatörler içinde belki de en iyisi. Ancak şarkının çekiciliği az.”

Önder Bali: “Basit fakat elle tutulur bir parça. Solist ve topluluk da elinden geleni yapmış.”


“Çağrı”, on ikinci sırada yer alan şarkıydı. Yavuz Gökmen, Hürriyet gazetesindeki yazısında bu parça hakkındaki fikirlerini şöyle ifade edecekti:

“Sert giriş. Bilinen melodiler. Vasat, ritmik, büyük parça değil. Arada çıkışlar var. Patlama beklenen yerlerde gene aynı şey. Jüri bu parçayı sadece iyi aranje edildiği için yarı finale bıraktı. Finale kalabilir mi? Hayır.”


“Çağrı”, TV’de 7 Gün dergisi jürisinden iki yıldız alırken Hafta Sonu gazetesi jürisi de parça hakkında şu yorumları yapacaktı:

Ajda Pekkan: “Kuzenler’in ilk parçalarından daha iyi. Sahne hareketleri ise zayıf.”

Onno Tunç: “Dinamik bir şarkı. Topluluğun yorumuna daha itina göstermesi gerek.”

Önder Bali: “Kuzenler bu kez parçalarında olumlu bir çaba göstermişler. Ama parça Eurovision çizgisinden uzak.”


On üçüncü sırada “Evren ve Biz” adlı şarkı vardı. Yavuz Gökmen’in şarkı hakkındaki yorumları şöyleydi:

“Tipik bir caz parçası. Bir trio eşliğinde kaydedilmişe benzer. Parçanın ilgi çeken tarafı en az dört sesli nefis vokalleri. Ancak armonik yapı itibariyle gösterdiği başarıyı melodi ve aranjman da gösteremiyor. Caz parçası olduğundan halkın tutması da düşünülemez. Finale kalabilir mi? Kalma şansı çok az.”


“Evren ve Biz”, TV’de 7 Gün dergisi jürisinden iki buçuk yıldız alacak, Hafta Sonu gazetesi jürisi ise fikirlerini şu cümlelerle ifade edecekti:

Ajda Pekkan: “Caz parçalarının Eurovision’da ne işi var? Doğrusu yarışmacıların bunu bilmesi gerekirdi.”

Onno Tunç: “Jüridekilerin caz sevgisi bu parçada daha çok ortaya çıkmış. Tipik bir caz parçası.

Önder Bali: “Parça caz türünde. Hem de 1935’lerin müziğini yansıtıyor. Bu şarkının kesinlikle Eurovision’da yeri olamaz.”


Ve son sırada “İlyada” adlı şarkı çıkacaktı izleyici karşısına. Yavuz Gökmen’in “İlyada”ya dair notları şöyleydi:

“Tipik bir müzik ötesi. ‘Modern opera’ da denilebilir. Ancak ne opera ne de tam hafif müzik. Türk hafif müziği için alışılmamış devrim. Jüriden oybirliği alırken sözleri dolayısıyla oldukça düşünüldü. Sözleri Homeros’un ‘İlias’ destanından alınma. Akhilleus’un Hektor’u öldürüşünü anlatıyor. Finale kalabilir mi? Evet.”


“İlyada” için TV’de 7 Gün dergisi jürisi iki ayrı değerlendirme yapmış, parçaya müzik açısından üç yıldız, Eurovision Şarkı Yarışması açısından ise bir yıldız vermişti. Hafta Sonu gazetesi jürisinin “İlyada” hakkındaki fikirleri ise şöyleydi:

Ajda Pekkan: “Günümüz müziğini yansıtmıyor. Parça opera müziği havasında.”

Onno Tunç: “Belki kendi türünde iyi bir şarkı. Ancak Eurovision’dan uzak.”

Önder Bali: “Vokalinden orkestraya kadar çok güzel. Fakat hafif müzik çizgisinde değil.”


Finalist şarkıların sırasıyla ekrana getirilmesinden sonra, o günlerde her cuma akşamı olduğu gibi yine Televizyonda Sinema kuşağı yayına girdi. O gecenin filmi 1958 yapımı, 9 Oscar ödülü sahibi “Gigi” adlı müzikaldi.


Film ve peşi sıra gelen gece haberleri nihayet bittiğinde ise heyecan doruktaydı. Finale kalan şarkıların açıklanması için çok enteresan bir yöntem izlenecek ve bütün şarkılar baştan sonra yeniden yayınlanırken finale kalanlar için şarkının yayını esnasında ekranda “Final Final Final” yazısı belirecekti. Jürinin seçtiği şarkıların anons edilmesi ve arka arkaya yayınlanması daha kısa ve kolay bir yöntemken TRT yetkilileri bu heyecansız yarı finale biraz heyecan getirmek için olsa gerek, böyle bir yolu tercih etmişlerdi. 14 şarkı sırayla bir kez daha ekrana geldi ve sadece 6 şarkıda ekranda “Final Final Final” yazısı belirdi.


Ertesi gün tüm Türkiye yine yarışmayı konuşuyor olacaktı. Sonuçtan memnun olanlar, olmayanlar, jüriye hak verenler ve vermeyenlerle yarışma yine gündemdeydi. Finale kalan 6 şarkı şöyle sıralanıyordu:



“Seks İçgüdüleri”
  
Artık buna alışkındık. Finale kalan şarkılar belli olduğunda yeni bir dedikodu, tartışma ve açıklama dalgasının gelmesi kaçınılmazdı. Nitekim öyle de oldu. Yine çeşitli çevrelerden, müzikle ilgili ya da ilgisiz, mikrofon uzatılmış hemen herkesten çarpıcı açıklamalar gelmeye başlayacaktı önceki yıllarda olduğu gibi. Bunların içinde en ilginci hiç kuşkusuz TRT eski Genel Müdürü Nevzat Yalçıntaş’ın söyledikleriydi:

“Bu yarışmaların dışarıdaki mutfağı iyice bilinmeden ve ona nüfuz edilmeden katılınması, bizim için yanıltıcı, hayal kırıklıklarına uğratan neticeler verecektir. Bu sebeple, bu tür dış yarışmalara bir süre daha katılınmaması gerektiğini düşünüyorum.”


Nevzat Yalçıntaş kadar radikal olmasa da finale kalan eserlerin yeterince güçlü olmadığı endişesiyle yarışmanın iptal edilmesi gerektiğini düşünenler de vardı. Onno Tunç bunlardan biriydi. “Yarışma bence tümüyle iptal edilip yeni bir şarkı aranmalıdır. Yoksa oralarda rezil oluruz,” diyordu Tunç. 


Onno Tunç

Önder Bali de onunla aynı fikirdeydi: “Şöyle elle tutulur tek parça yok. Bunlardan biriyle katılacağımıza, İsrail’e hiç gitmeyelim daha iyi.”

Önder Bali

Müzik yazarı Doğan Şener de, Cumhuriyet gazetesinden Hıncal Uluç’a konuyla ilgili verdiği röportajda finale kalan parçalar hakkında iyimser yorum yapamıyor, Uluç’un “Bu finalist 6 parça halk oylamasına kadar geçecek süre içinde ne türlü bir gelişme gösterebilir, bulundukları noktadan ileriye ne kadar gidebilir?” sorusunda şöyle cevap veriyordu:

Doğan Şener

“Biraz daha iyi görüntü, biraz daha iyi söylenmesinden başka bir umut vaat etmiyor. Çünkü besteler yapı olarak zayıftır ve ne kadar çaba sarf edilirse sarf edilsin bundan daha ileriye götürülemez. Hatta Türkiye’nin en iyi şarkıcıları söylese bile…”


Nitekim o günlerde TRT koridorlarında dolaşan söylentiler de pek iç açıcı değildi. Cumhuriyet gazetesi 1 Ocak 1979 tarihli sayısında bu söylentileri “Eurovision’a Katılmayabiliriz” başlıklı haberinde şöyle aktarıyordu:


TRT içinden ve dışından etkili çevreler, kurum Yönetim Kurulu’nun yarışmadan çekilme kararı almasını açıkça istemeye başladılar. Ancak Yönetim Kurulu’nun bu konuda kesin bir karar almadan önce finale bırakılan 6 şarkının büyük orkestra için yeniden düzenlenmesini ve şarkıların ve sanatçıların İsrail’de yarışmaya hazır, son şeklini almasını bekleyeceği söyleniyor. Bu olmaz da, şarkılar halk oylaması için büyük orkestra eşliğinde TV’de yayınlandıktan sonra ülkemizi temsil için yeterli görülmezse, TRT Yönetim Kurulu’nun bazı üyelerinin çekilme önerisini toplantıya getirecekleri öğrenildi.



Öte yandan yarı finalde elenenler de basında haber konusu olmaya devam ediyordu. Beyaz Kelebekler topluluğu temkinli konuşmayı yeğleyenlerdendi: “Hiçbir iddiamız yoktu. Yalnızca sonucu merak ediyorduk. Sanki plak yapmış ve denetimden gelecek cevabı bekler gibiydik. Onun için de elenmemiz nedeniyle üzülmüş değiliz. Şimdi çalışmalarımızı daha bir güçlü olarak sürdüreceğiz.”


Beyaz Kelebekler’le aynı kaderi paylaşarak finale kalamayan Nur ve Ergüder Yoldaş ise onlar kalan ılımlı olamayacaktı. Yoldaş çifti Danıştay’a başvuracaklarını açıklarken Nur Yoldaş “İlyada”yı diğer finalist şarkılardan ayıran özelliği şu cümlelerle özetliyordu: “‘İlyada’nın dışında kalan 13 finalist şarkı konuları bakımından içgüdüsel yapıtlardır. Bilindiği gibi içgüdüler üç ana grupta toplanırlar: Savunma, beslenme ve seks. Bu 13 şarkı seks içgüdülerini anlatmaktadır.” 
      

Yoldaş çiftinin yarışmada yaşadıkları hayal kırıklığı ve üzüntü, başka bir üzüntüyü beraberinde getirecekti. Ocak ayında Nur Yoldaş’ın hastaneye kaldırıldığı ve dört aylık bebeğini düşürdüğü haberi yansıdı basına. 



Yoldaş, yarı final elemelerinin çekimlerine hamileyken katılmış, ancak yarışmadan elenmesi bebeğinin hayatına mâl olmuştu.


Türkiye finali 24 Şubat 1979 gecesi İstanbul’da, Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılacaktı. 6 finalist ekibin önünde iki aydan az bir süre vardı. O gün gelene kadar bir yandan hazırlıklar sürerken, bir yandan da yarışma ile ilgili dedikodu ve söylentiler şüphesiz devam edecekti.



DEVAM EDECEK


Yavuz Hakan Tok

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme